Press

ItalioPhotography © Italo Rondinella  9.12.2014

Foreign Press 

1. TIME  (Dec. 9, 2104)

 

img_7896-e1520815403669.jpg

The Best pictures of the week (December 5-12, 2014) 9 Dec. 2014

TIMES : [Photography: © Ozan Köse—AFP/Getty Images]  http://ti.me/1xbVBNe 3rd picture

 

2.THE NEW YORKER  (July,2, 2014)

IMG_3853

The New Yorker

Portofolio, Ghosts of Gezi, July,2, 2014 , Photographs © Pari Dukovic, Introduction by Raffi Khatchadourian

“One icon of the protests was “the woman in red”- an academic who stood her ground while police a few feet away blasted her with pepper spray. Recently, a woman in red dress twirled like Sufi in Taksim Square, until police intervened.” https://projects.newyorker.com/portfolio/gezi/

3. Zenithotline (03.07.2013)

gonca.tango.gezihttp://www.zenithonline.de/deutsch/gesellschaft//artikel/tuerkei-du-bist-so-schoenwenn-du-wuetend-bist-003709/

4. Perspectives  (Issue: 12, May 2015)

Political Analysis and Commentary Journal,(Issue: 12, May 2015)Heinrich Böll Stiftung   https://tr.boell.org/en/perspectives-issue-12– ENG

prspectives-cover-gonca1.jpg

Perspectives, Photo: Ozan Köse / AFP

https://tr.boell.org/sites/default/files/pers_s12_tr.pdf  TR , PDF: pers_s12_tr

 

perspectives-tr.jpg

Perspectives, Photo: Ozan Köse / AFP

TURKISH PRESS // Ulusal Basın  

1.Cumhuriyet Gazetesi (10 12.2014)

Cumhuriyet. Gazetesi.10.12.2014

2.Cumhuriyet Gazetesi, Web 9 Aralık 2014, http://www.cumhuriyet.com.tr/foto/foto_galeri/159643/1/Caferaga_da__kirmizili_kadin_in_dans_ile__direnisi_.html

 

3.  http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video/160662/Caferaga_Mahalle_Evi_nin_kapatilmasina_protesto.html (10.12.2014)

 

  1. Posta Gazetesi, ( 30.05.2014)

IMG_3994

Photography © Serpil Ünal, TAKSİM GEZİ PARK, 30 May, 2014

“Posta Gazetesi 31 Mayıs 2014 haberine göre, “Gezi Dansına Yıldırım Müdahale” başlığı ile sunulan haberde yanlış bilgilendirme yapılmıştır. Gerçekte olay yerinde bir polis müdahalesi olmamıştır. Dans sonuna kadar gerçekleştirilmiştir. Bir grup çevik kuvvet parkın yanından teğet geçmiştir. Haberde yanlış bilgilendirme söz konusudur.”

 

5. Oda TV News, 30 April 2014, 1 May Taksim Square,  30.04.2014 19:36

kirmizili-kadin-yeniden-taksimde-3004141200_m.jpg

“1 Mayıs kutlamalarına kapatılan Taksimde “kırmızılı kadın” eylemi yapıldı. Gezi Parkı eyleminin simgelerinden olan“kırmızılı kadın”a gönderme yapılan eylemi vatandaşlar cep telefonu kameralarıyla görüntüledi. İşte o eylemden ilk kare…”

 

6. Birgün Gazetesi, 10.12.2014

 

IMG_3133IMG_3132IMG_3129

 

7. Sözcü Gazetesi, 10.12.2014

 

Sozcu.10.aralık 2014

8. Yurt Gazetesi , 10.12.2014

yurt. 10 aralık 2014

9. Taraf Gazetesi, 10.12.2014

taraf1.basliktaraf.10.aralık 2014

10. Yeşil Direniş Dergisi, Ocak 2015

yesil direniş

11. Ötekilerin Postası

Otekilerin Postasi. 9 aralık 2014
© Photography Anonumus

 

 

Newsletters// Haberler

  1. http://www.asanatlar.com/likit-politika-final-dans-gosterimi-yapildi/ , (15.05.2015).
  2. http://heyevent.com/event/mi644a6dw2s4ua/likit-politika (26.12.2014).  Zorlu Centre 26 December 2014
  3. http://heyevent.com/event/ijxchstee5besa/likit-politika (15.05.2015) Moda Sahnesi
  4. http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/83/246 Kargaşa Hayata Geçen Ütopyalar “ Mümkün” ( 11.06.2014)

10462943_761514677204759_6209324338862514233_n

© Photography , Graphics : Özgür Sevinç

 

 

 

 Critics / Eleştiriler

  1. Ali Şimşek, TÜYAP Küratörü, Haziran 2014 Ali Şimşek, ” Likit Politika”nın Kargart’taki gösterisi üzerine eleştiri yazısı, 11 Haziran 2014 

“… Likit Politika” performansında grotesk, “bizden tınılar” taşıyan, biraz bürokrat ya da müteahhit yüzünü andıran ters takılmış maske, ters ve yüz algımızı dumura uğratıyor. Önden bir hareket ama biraz dikkat edince anatomik olarak yadırgadığımız bir “arka”ya dönüveriyor. Albert Camus’un “Tersi ve Yüzü” başlığını hatırlatan, ayrıca iktidarın bizzat insanların kendisinden, ayrılamayacakları “gölge”lerinden oluştuğunu da gösteriyor. Ya da sırta yapışmış bir keneye benzeyen kapitalizme. Likit başlığı Zygmunt Bauman’nın yaygınlaştırdığı bir başlık. Geçmişin sabitlerinden farklı bir akışkanlığı, hızı ve de dönüşümü anlatıyor. Performansında sırttaki bu “tersi” atarak soyulan insan sonunda kendi oluveriyor. Sinematografik bir kademelendirme var performansta. Bir portakal gibi soyularak, safraları atarak, “kendi” olmaya çalışan bir insanın dansı gibi. Her bir aşama bir yükten kurtuluş gibi. Geriye özgürlük kalasıya kadar. ”

 http://sanatatak.com/view/Istanbul-Doludur-Ankara-Bos/966,

 

 2. Hayati Çıtaklar, 2014 Haziran

“Liquid Politics’de çok iyi bir performans sergiliyor Gonca Gumusayak, bir sonraki gösteriyi kaçırmayınız derim. Ritüelistik hareket formlarıyla arzuyu, iktidarı, direnişi birkaç bedende sorgulatıyor izleyene, Artoud ve Deleuze ile ilgilenen kuramcıların da ayrıca görmesi naçizane tavsiyemdir, “organsız beden”lerin istilası beni çok heyecanlandırdı. -13 Haziran 2014

   https://www.facebook.com/hayati.citaklar/posts/10154298230570164?fref=nf

Academic  Research Papers// Referanslar

 1.  “Art of Resistance of Art: Using the example of Gezi Revolts” by Jasmin Selen HEİNZ (5 January 2016 ), page:30 , Reference: 66-71

time magazine.de gonca gül.kirmizili

Figure: GoncaGümüşayak , Photography © Ozan Köse/ AFP / Getty Images
In December 2014, when the public house of the Caferağa district in Kadıköy, which was used as an art centre, was evacuated by the police, the performer Gonca Gümüşayak protested by dancing in front of the building in a red dress. As the artist explains, “the Woman in Red” was only one of many incarnated heroes for the nation- from Gezi protests, I think, and because she contemplates all thoughts of this peaceful, sharing, free collective life, I consciously chose to use this symbol as to recall our collective memories.” 
Transforming the photograph into a performance, she stated that she brings the movement of the people, fighting for their freedom, to life. The performance developed into a part of her project “LiquidPolitics”, which was inspired by the Gezi Protests, realised in collaboration with the “Kunst für Widerstand” (Art for Resistance) group in Vienna and performed in over 30 different places over two years.”

INTERVIEWS  //  Röportajlar

1. Röportaj: Jasmin Selen Heinz’in “Direniş Sanatı-Sanatın Direnişi” Bilimsel Ön Çalışması İçin Yaptığı Röportaj Aşağıda Jasmin Selen Heinz’ın “The Art of Resistance-The resistance of Art- using example of the Gezi Revolts” (Direniş Sanatı-Sanatın Direnişi) başlıklı bilimsel ön çalışması için 3 Ocak 2016’da gerçekleştirilmiş email röportajı yer almaktadır.[1]

Jasmin Selen Heinz:

Soru 1: Kırmızı elbiseyi Gezi Direnişi’ndeki Kırmızılı Kadın’dan esinlenerek mi giydiniz? Yaptığınız eylem ile Kırmızılı Kadın’ın ilişkisini nasıl kurdunuz? Kadıköy’de ve Taksim Meydan’ındaki yaptığınız performans da aynı konuda mıydı? Liquid Politics performansı ile ilgileri var mı? Gezi Parkı ile ilgili başka performanslar da yaptınız mı?Soru 2: Gezi Parkı’nda sizce sanat nasıl bir rol oynadı veya nasıl ortaya çıktı? Nasıl bir birikim vardı? İnsanlar sanat yapmak için yapmadılar bu eylemleri. Eylem yaptılar ve ortaya sanat çıktı, gibi mi sizce? Siz Gezi’deki sanatı nasıl görüyorsunuz?

Gonca Gümüşayak: Evet, ben de 2013 Haziran’ı Gezi Direnişin’den çok etkilenen bireylerden biriydim . (3 Haziran- 30 Haziran tarihleri arasında orada gözlemci ve katılımcı olarak yer aldım.) Oradayken sorguladım, “ben de bu güzel insanlara ne verebilirim, nasıl bir katkı sunabilirim?” diye. Doktor olsaydım, doktorluk yapardım, avukat olsaydım, adaletin en doğru şekilde yerine getirilmesi için mücadele ederdim. Ben bir sanatçıydım, dansçıydım, eğitmendim. Bu kimliğimle bu alanlarda Parka bir katkı sunmak istedim. Sanırım  Gezi Direnişini bu kadar hızlı hayatlarımızın içine girmesi ve bizim ona karışmamız da bu şekilde oldu. Herkes kendi yapabileceğini gönüllü bir şekilde sundu ortaya. Gezi Parkında bulunduğum 15 gün boyunca, o çok renkliliği, çok sesliği, özgürlüğü, komün/yaşamın “communitas” olasılığını, kapitalizmsiz ortak başka bir yaşam biçiminin mümkün olabildiğini gördüm. Bunu görmüş olmak, bunun benim de ruhuma tesir etmesini sağladı. Gezi Parkı direnişinin bir sembolü olan “Kırmızı Elbiseli” Kadın benim için de Gezi’de bedenleşmiş halk kahramanlarından sadece biriydi ve tümden o barışçıl, paylaşımcı, ortak özgür yaşam fikirlerinin hepsini çağrıştırdığı için bu sembolü bilinçli olarak kullanmayı seçtim.

İkinci seçtiğim sembol ise: ters-yüz maskeli politikacı/ bürokrat imgesiydi. Bu fikir de yine Gezi Parkından çıktı, 4 Haziran 2013 gece yarısı eve dönerken bir çocuğun başına ters taktığı V- for Vendetta maskesi, algımda kaymaya sebep oldu. Bu algı karmaşasını performatif olarak denemeye karar verdim. Bu fikir sonra “ Likit Politika” eserindeki ters-yüz maskeli adama kaynaklık edecekti. “Likit Politika” ismini esere verilmesinin sebebi; Viyana’da birlikte çalıştığımız Onur Serdar’ın önermesiyle, Zygmunt Bauman’ın kavramsallaştırdığı bir başlık olan  “Likit/akışkan sermaye” kavramından alıntılanmasıdır.  Likit- akışkan* sürekli şekil değiştiren, bulunduğu kabın formunu alan, omurgasız, yalancı, iki-yüzlü bir politika yapılma biçiminin bir bürokrat/politikacı bedeninde sembolize edilmesidir.

O 15 günlük Gezi Parkı Direnişi döneminde ( kırmızı elbise de, sırt çantamda bulunan malzemelerden biriydi, tıpkı limon, sirke, talcid, deniz gözlüğü ve palyaço burnu gibi) pek çok deneme performansları gerçekleştirdim, daha çok gezici ve hareketli olarak. Kırmızı burnumla polisleri güldürmeye çalıştım, tango yaptım. Tek bir amacım vardı, polislerde de insana dair hisleri uyandırabilmek (gülme, sevinç, acıma, korku vb.) bu hisler ile bağ kurabilen insan bizimle empati kurar belki bu güzel insanlara zarar vermez diye düşünmem ile ilgiliydi. (Ancak gerçek öyle değildi) Fakat, ben o gün birkaç polisi güldürüp, bizlere şiddet uygulamasını engel olabilmişsem bu bile “buna değer” gözü ile bakıyordum. Amaç, şiddeti dönüştürmek, yaşam alanını sanat ile genişletebilmekti.

Gezi döneminde kendimi sırt çantalı “Gezici performansçı” olarak kurgulamıştım. Duruma göre deniz maskesini takacak, duruma göre palyaço maskesini takan bir performansçı olacaktım, Ancak can güvenliğini korumak en önemli olgulardan biri olduğu için, bildiğimiz anlamda bir performans gerçekleşemedi. Bu döneme “her güne bir dans, stand-up performdans” uygulama çalışmaları olarak nitelediğim araştırma dönemiydi “Likit Politika” eserinden önce. Gezi, insanların sadece bedenleriyle Gezi Parkında ‘varılmalarıyla toplu olarak ürettikleri koca bir “Direniş Sanatıydı” bence.

“Likit Politika” eseri, Gezi Direnişi’nden ilham alınarak üretildi. İlk provalar İstanbul’da yapıldı, ilk sahnelendiği yer Viyana’da Kunst für Wiederstand ekibiyle oldu ve Gezi’nin forumlarının, yeşil alanların, üniversitelerin, meydanların ve kamusal alanların takibi sürülerek, ilhamını aldığı yerlere geri dönmek misyonuyla sokaklarda sergilenmeye devam eden bir performans haline dönüştü.

Kamusal alanda performansın direniş potansiyeli, akışkanlık bağlamında protesto ve performans konulu  bir tez çalışması yürütüyorum, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Modern Dans Bölümü, Yüksek Lisans Programında. Tezin tam adı: “Stand-up perform dans yöntemiyle kamusal alanda bir performans uygulaması, Türkiye’de çağdaş dansın politikleşme sürecine bir örnek: “Likit Politika”.

Bu performansı “100 yüzsüz izinsiz gösteri” çerçevesinde yapmaya karar vermiştim. Yerel bir izin alınmadan kamuya açık alanlarda bu gösteriyi gerçekleştirmek gibi bir hedefim vardı. Şimdiye kadar 30’dan fazla farklı alanda sergilenme şansı elde etti. Seçilen bazı yerler: 1 Mayıs’tan önce 30 Nisan’da 2014 Taksim Meydanı, 31 Mayıs 2014’ten önce 30 Mayıs’ta Gezi Parkı (Gezi Direnişi’nin yıl dönümünde) gerçekleştirilen izinsiz gösteriler olduğu gibi, forum daveti, sahne daveti ile gidilen gösteriler de oldu.

Ancak Caferağa Mahalle Evi savunması için gerçekleştirilen “protesto performans” kendiliğinden o gün o protestonun bir parçası oldu. “Likit Politika” eserinden farklı olarak, o gün o evin savunusu için yapılan doğaçlama bir performansa dönüştü. Caferağa Mahalle evi benim de mahalle evimdi, orada yoga etkinlikleri düzenliyorduk. Ben de mahalleli bir sanatçı olarak görevimi yerine getirdim sanırım. “Likit Politika” eserinin sergilenme biçimlerini gruplanması şu şekildedir:

  1. İzinsiz gösteri: bu grupta toplanan performanslar, iktidar, halkın kamusal alanlarını nasıl işgal ediyorsa, onun uyguladığı işgal politikasını yansılayan bir biçimde yapılan performans yöntemidir.
  2. Davetli gösteriler: bu grupta, forum ve sahne davetleri yer alır, özellikle dostça karşılanan yerler, belirli bir politik bilincin olduğu alanlardır.
  3. Protesto performanslar: kısmi olarak “Likit Politika” eserinin kostümleriyle başlayıp sonradan o an için oranın koşullarına göre protestoya dönüşen performanslardır. ( Caferağa Mahalle Evi, Soma, Atina’da OXi referandumu öncesi)

Eserin ilk provaları Türkiye’de Gezi devam ederken ve Müzisyen Jülide Canca Eke ile gerçekleşti. Üretilmesi ise Viyana’da Kunst Für Wiederstand ekibiyle birlikte kolektif olarak gerçekleşti. Eserin sergilenmesi sürecinde forumlardan, dayanışmalardan destek alındı. Eser 2 yıl boyunca 30’dan fazla farklı yerde sergilendi, hiç bir ekonomik kaygı gütmeden gerçekleşti. (Gezi Ruhunu yeniden canlandırmak üzere bir hedefi vardı.) En son olarak 15 Mayıs 2015’te performansın video belgeleriyle Moda Sahnesi’nde ilk biletli gösterimini yaparak son buldu. Son bir gösterim daha, 17 Aralık 2015’te “yolsuzluk haftasının” gündemde olduğu bir günde Ankara’da CerModern’de sunuldu.

Jasmin Selen Heinz: Olaylar bittikten sonra, sizce sanatçıların ya da sanatın görevi ne? Gezi Parkı Direnişi sonuçta bir şey değiştirdi mi? Öyleyse eğer, ne değiştirdi? Sanat alanında değişimler oldu mu? Nasıl değişimler?

Gonca Gümüşayak: Gezi’den sonra gündem çok hızlı bir şekilde değişmeye dönüşmeye devam etti, başka direnişler, başka katliamlar oldu ülkemizde, Ankara, Suruç gibi… Tüm bu olayları tek bir eser ile anlatmak mümkün değil, gündemi yakalayabilmek için, yeni eserler üretmek gerekli, sürekli gündemi takip etmek ve bu acı dolu günlerde sanatın dışa vurumcu, üretken, sağaltıcı özelliklerinden faydalanarak bunu bir yöntem olarak, hem kişisel hem de toplumsal psikolojiyi sağlatmak için kullanmak mümkün. Benim tezimin sonunda sunduğum bir yöntem var: ‘ayağa kalk, harekete geç, dans et…’ bu da sanat ile direnmenin bir parçası.

Bunun için daha çok kişinin, gönüllünün bir arada yer aldığı tiyatro atölyeleri düzenlemek istiyorum. Bunlar da bir sonraki projelerim. Şu anda Türkiye’nin doğusunda yaşanan ölümler malum. Bir sanatçı ve bir birey olarak kimsenin buna göz yummaması gerekli. Bir şeyler yapmamız gerekli…ve nasıl? Bu da yeni sorum.

Eğer Gezi Direnişi bir şey değiştirdiyse, o da şudur: bize yalnız olmadığımızı ve birlikte daha güçlü olabileceğimizi hatırlattı. Her ne yapıyorsak hayatlarımıza gömülüp tek başımıza yapmak yerine bir araya gelip ‘birlikten kuvvet doğar’ın inancına yeniden bizi inandırdı, bundan sonrası için daha örgütlü, daha bir birinden haberdar olabilmemiz için bize bir fikir sundu- hayatın her alanında.

Birkaç Sonuç ve Değerlendirme:

– “Likit Politika” eseri bir bütün olarak “Gezi Direnişi” sürecinde üretilmiş, kamusal alan imgelerinin seçilip sinematografik bir biçimde yeniden kurgulanmasıyla bir dans eserine dönüştürülmesiyle ilgilidir.

– Gazete haberlerinin (Posta Gazetesi, 31 Mayıs 2014) aksine hiçbir polis engellemesiyle karşılaşmamıştır. Polisler en önemli izleyici kitlesini oluşturmuştur, ilk olarak (ters-maskeli adam iken) anlam verememişlerdir. Kırmızı elbiseli kadın iken, İstiklal caddesinde, Gezi parkı havuzunda, Taksim meydanda, TOMA’ların arasında dans edilmiştir. En son eser bittikten sonar, polis izleyicilere de selam verilmiştir.

– Caferağa Mahalle Evi savunmasının gece yapılan gösterilerde, sokaklarda dans ettikçe polisin sokakları terk ettiğine tanık oldum. Bu da kamusal alanda yapılan sanatın bir siyasi ortamı, şiddeti nasıl dönüştürebileceğine dair bize  bilgi sunmaktadır, geleceğe dair ışık tutmaktadır. Kamusal alanda yapılan performansın direniş potansiyeli, hakkında bize ip uçları vermektedir. 

[1] Jasmin Selen HEİNZ, Full English version of the article is in this link https://www.academia.edu/22103643/THE_ART_OF_RESISTANCE_THE_RESISTANCE_OF_ART_using_the_example_of_the_Gezi-Revolts

2.Röportaj 1: Hakan Akpınar’ın Protesto-Performansa İlişkin Röportajı

Interview: Hakan AKPINAR, “Danssız Devrim Olmaz”: Kırmızı elbiseli Dansçı Gonca Gümüşayak ile Röportaj  http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/danssiz-devrimolmaz-h67195.html, (12.12. 2014)

kırmızılı kadın . yurt gazetesi

Gezi Direnişi esnası ve sonrasında uygulanan polis şiddetine karşı duran ‘Kırmızılı Kadın’lar, hak arayışının ‘sembolü’ haline geldiler… “Danssız Devrim Olmaz“

Hakan AKPINAR: Kadıköy, Caferağa’da halk tarafından kamulaştırılan bina polis zoruyla boşaltıldı. Polisin şafak baskınıyla başlayan operasyonun üzerine yapılan eylemde ön plana çıkan ise kırmızı elbisesiyle dans eden bir kadın oldu. Doğaçlama dans performansıyla eylemin simgesi haline gelen Gonca Gümüşayak ile o an neler hissettiğinin konuştuk. Öncelikle dans eden ‘kırmızılı kadını’ daha doğrusu ona can veren Gonca Gümüşayak’ı biraz anlatabilir misin?

Gonca Gümüşayak: Çocukluğum İzmir’de geçti. Ondan sonrası Ankara’da… Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Sosyoloji Bölümü mezunuyum. Şu an ise Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Modern Dans Bölümü’nde yüksek lisans öğrencisiyim. Hollanda’da, Arnhem, Artez Dans Akademisi’nde koreografi eğitimi de aldım. Şimdi dans ve yoga eğitmenliğiyle uğraşıyorum. Dansı yaşam tarzı olarak kabul etmiş ve bununla yeşermeye çalışan birisiyim aslında.

A. : Gezi’nin mirası Caferağa’daki mahalle eviyle tanışmanız nasıl oldu?

G.: Caferağa Mahallesi’ne yakın oturuyorum. Mahalle eviyle bağlarım, Kadıköy’e taşındıktan sonra kuruldu. Geçtiğimiz yaz, Ağustos ayında Moda Bostan’ındaki afet toplanma alanının bir otoparka dönüştürülmesi eylemiyle ilk defa bir araya geldik. Oradaki eylemde yine doğa için yeniden bir direniş başlıyordu. Mahalle eviyle bağım kurulduktan sonra orada dans ve yoga dersleri vermeye başlamıştım. Benim dışımda karanlık oda resim ve marangoz atölyeleri ile ortak mutfakta ders veren eğitmenler de bulunuyordu. Caferağa Mahalle Evi, Gezi’nin miras bıraktığı düşünceleri yeşertiyordu.

A.: 9 Aralık sabahında bir dans eğitmeni performans eylemiyle gündeme damga vurdu. Sabah neler oldu? O sahneyi daha önceden kurgulamış mıydınız?

G.: Sabah  erken uyanmıştım, içimde bir tedirginlik vardı,  bilgisayarımı açıp bir sonraki hafta, ‘acaba hangi eğitmen mahalle evinde yoga dersi veriyor’ diye araştırırken internette bir haber gördüm. “Mahalle evindeki eşyalar tahliye ediliyor, Caferağa Mahalle Evi  polis ablukası altında” diye. Telefonum kapalıydı, mahalle evine sabah saat yedi sularında girilmiş ve tahliye edilmiş. Eşyaları, sergisi, kütüphanesi toplanmış, yoga matlarına kim bilir neler olmuştu. Babama, “Mahalle evine polis girmiş ben oraya gidiyorum” dedim. Babam da “Dur ben de geliyorum” deyince apar topar giyinmeye başladık, çantama kırmızı elbisemi de attım. Kilisenin köşesine geldiğimizde müzik yapan genç arkadaşlar vardı, mahalleli de yavaş yavaş toplanmış, evlerinden aşağıya inmişti. Sanatçı toplum içindir. Kendim için zamanında söylediklerimi şimdi de ifade ediyorum, insanlar içlerindekini dönüştüremeden hiçbir şeyi dönüştüremezler. O anda dansımı yapmaya karar verdim. Tamamen kişisel bir tepki olarak doğaçlama gelişti. Küçükken izlediğimiz çizgi filmlerdeki gibi. Oradan bir kahraman gelir, gündüz Clark Kent, gece Süpermen olur. Aynı çocuksu ve tepkisel duygularla gerçekleşti. “Yapılanlara karşı, ben bugün dansı bir yöntem olarak kullanabilir miyim?” düşüncesinden ibaretti.

H.A. : Dans ettiğin an neler düşündün ya da çevrendekiler, yaşananlar sana ne hissettirdi?

G.: O an dansın bizi kurtaracağını düşündüm. Benim için içerisinde dansın olmadığı devrim, devrim değildir. Bu bir  varoluş biçimi. Sanatsal bir geçmişi ve kavramsal çerçevesi olması, o gün yaşananlar, ortam, dansı doğaçlama ortaya çıkardı. O evin halini ilk kez orada dans ederken gördüm. Evin derin bir tarihsel önemi de varmış ama ben bunları bilmeden ona yaklaştım. Benim gördüğüm ve bildiğim burada güzel insanların olduğu, çok sesliliğin, çeşitliliğin ön planda olduğu, herkese eşit söz hakkı verildiği.  Evin önünde dans ettiğimde pencereden son kez içeriye parmaklıkların arkasına bakmaya çalıştım. Duvardaki afişlerin yırtılıp yerlere atıldığını, dolapların yağmalandığını, kitapların parçalandığını gördüm. Bu beni çok üzmüştü. Devlet baskısı ve polis zoruyla yapılan bir zorbalığı çağrıştırıyor bana. Onu bir cisme yapmış olabilirler ama ben inanıyorum ki  aslında bize yapmak istediler. “Biz bunu yapabiliriz” diyerek devlet korkusunu göstermek istediler. Sanatçı olarak elbette bir şeylerden etkileniyorum. Polisten de etkilendim, onlar da insan. Mesela orada ben dans ederken onlara da  eğilerek selam verdim. Onların varlığını yok saymadım, hatta onurlandırdım. Devletin varlığını da yok saymıyoruz, onunla birlikte var olmaya çalışıyoruz. Sadece  nefes alma kanallarımız polis eliyle tıkanmaya çalışılıyor. Dans ederken gördüklerim oradaki evin, emeğin, üretilmek istenen başka bir dünya tahayyülünün ezilmeye çalışıldığı. Ona bir karşılık verdim  Doğaçlama dansın da en büyük kurallarından biri etkilere açık olmak. İlk dansım polisin de seyirci olduğu bir ortamda gerçekleşti, ikinci performansım ise polis geri çekildikten sonra evin önünde oldu.

A.: Olayların olduğu akşam neler yaşadın?

G.G.: 9 Aralık akşamı, saat 21.30 gibi dans ederek yürüdüm sokaklarda, polisin olay mahallinden uzaklaştığına tanık oldum. Dansın gücü ile polisin orda olmasını kabul ettiğimi, onlardan korkmadığımı, onları insan olarak gördüğümü, görevlerine saygı duyduğumu, hatta beni izledikleri için, seyircilerim oldukları için önlerinde eğildiğimi onlar da gördüler. Beden diliyle başımı eğdim, selamladım.

A: Sanatçı olarak ortaya koyduğun sanat anlayışını nasıl tanımlıyorsun?

G.: Bir dans projem vardı ‘Likit politika’ diye. Bunu yaklaşık bir sene önce Gezi sonrasında üretmiştim. Yüksek lisans tezim de sayılabilir. Yaklaşık 15 dakika sürüyor ve dileğim bunu her meydanda yapmak. Onun yansımasıydı ortaya çıkanlar. Sanatçı olarak dans, yoga benim mesleğim. Önemli olan bunu insanların hizmetine nasıl sunabilirim? Dansı sokakta doğaçlama yaparken de karşıt görüşlere sahip bir insanım. Herkes bir sahnede, kurumda sponsorla temsil vermek istiyor. Ben de bunları isterdim ama sokaktaki çocuklara, kimsesizlere, kasaba, manava da ulaşmak gerekiyor. Yurtdışında sokakta dans ederken bunun daha çok benimsendiğini görüyorum. Dans, ülkemizde henüz yeteri kadar gelişmedi ama gelişeceğine olan inancım, umudum hala var. Gelecekle ilgili en büyük hayalim yaratıcılığıma dans ederek devam etmek. Her gün yeniden üretmek önemli benim için. Benim yaptığım dans her şeyden önce bir ifade biçimi. Durmak da mesela bir danstır, tıpkı ‘duranadam’ın yaptığı gibi.

[1] Hakan AKPINAR, Yurt Gazetesi, http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/danssiz-devrim-olmaz-h67195.html, 12 Aralık 2014 Cuma 09:09’da yayınlandı.

Reviews

on

“Hayali ve Sureti”

29529_386879353740_4009861_n 

 Photography ©Thibaut Prod’homme , Graphics :Gözde Gümüşayak

“Hayali and Suretleri”

“Imaginative and Its Images” An interactive Shadow Game  for children and adults.

@ The Square of Galata Tower, 10 October 2009

Find your shadow ,create your performance,  It is a game between you and your shadow and others’ aıt is a dialog between different bodies and  shadows  A fairy tale between dream and reality .Our character has lost its shadow, while searching for it , we need your help in these new adventures. Bring a balloon, a ball or a bottle of water. Let’s see what happens? We will wait you by the Fountain in front of the Galata Tower,  5th GalataPerform Visibility Project- 10 October 2009 @ 20.00.

27977_396564613740_2792104_n

REVIEWS  about: “HAYALİ AND SURTLERI- IMAGINATIVE AND ITS IMAGES”

  1. Genco Gülan: Founder Istanbul Contemporary Art Museum in Galata iS.CaM 

“An Interactive Shadow Play for everybody”

Gonca Gumusayak’s interactive Shadow performance was one of the best site specific works at the 5th Galata Visibility Project. Utilising a cutting edge technology, it did not only build a relationship with the Ottoman history but also with audience and even with cats on the street…

2. Deniz Aygün- Galata Visibility Project Manager – Galata Perform 

Here are my impressions on Hayali and Suretleri Performance :

At  the Galata 5th Visibility Project: “The Visibility Project is yearly event which is organized in the historical region of Galata and aims to create a visibility to the performing arts. Gonca’s project “Imaginative and its Images” has been adopted for the square of Galata where there is an Ottoman fountain with beautiful reliefs on it. The performance beautifully used this site of fountain with scenes of bathing created through live act and video projection. The live music with cello and flute gave nice energy. It was an outstanding performance, combining traditional light-shadow elements and contemporary performance, video and real site, performers and audience, plans and unpredictabilities …”

3. Silvia Bennett- Dancer- Performer at Amsterdam Magpie Music and Dance Umbrella Company Apprenticie  2009.

Gonca is really a great performer/ instant choreographer.                                                      She always finds the surprising moments for the audience, her creativity is a combination of emotions and funny elements. She is really open, she can catch element from her childhood and her present experience easily. Gonca have amazing skill about improvisation, she has a strong presence in the space, and theatrical skills that most of the time give to the improvisation a fresh input. Her piece on Shadow is outstanding, there also she combines her theatrical and funny element with more abstract movement, she play with her shadow, like Peter Pan, in this game she recognize herself  as a shadow and building up good interaction with the audience. I think that Gonca is a really good performer and choreographer, she is very sensitive and multi talented.

4. Selin Yıldız- Architect. Doc. At Yıldız Teknik University

Architectural structure of the historical fountain became an already designed stage decor for the piece. Water games in the performance seemed to be made for the image of the fountain. Interaction of the video, music, dance collaboration was playful , instantly created together. Most surprising part was, the involvement of the audience especially the children, they became part of the performance by the small humorous scale games, of (giant- dwarf images), got lots of appreciation, funs from the audience.

5. Ece Yörük.-   Manager of VERA Music Productions, İstanbul 

She was in communication with a giant, no, it was an evil partner , the Pan , supposed to look like an evil character, at first he was against her, later became a part of her in harmony. And all these happened in front of a historical Ottoman Fountain.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: