“Sessizlikte Beden ve Nötr Maske Atölyesi “

Mine Çerçi ile 6-17 Ocak 2014 tarihleri arasında “Sessizlikte Beden ve Nötr Maske” atölyesine katıldım .neurtal mask

Atölye çalışmasının temel amacını açıklamak gerekirse:

“Fransız usta Jacques Copeau’dan miras kalan ve Jacques Lecoq pedagojisinin temelini oluşturan nötr maske, oyuncunun uzamla olan ilişkisini, şimdiki zamandaki varoluşunu, sahne üzerindeki mevcudiyetini (présence) geliştirmeyi amaçlar. Aynı zamanda bir referans ya da temel maske olan nötr maske, oyuncuya bir tür nötrlük ve sakinlik hissiyatı önerir. Bedene devamlı olarak ideal ya da nötr olanı işaret ederek, oyuncunun kendi bedenindeki sapmaları tespit etmeye imkan sağlar. Oyuncu bu tecrübe sonunda, başka karakterleri ve başka bedenleri oynamaya hazır hale gelir. Tıpkı üzerine hikaye yazılabilecek boş bir kağıt gibi.”    Mine Çerçi, 2013

jacques lecoq

 “Gösterimin başında, sıradan sessizlikten farklı başka bir sessizlik vardır ve bu sessizlik, oyuncu tarafından deneyimlenen niteliğe bağlı olarak seyirci için başka bir niteliğe sahip bir deneyime dönüşebilir ve bu herkesin algıladığı bir deneyimdir. Bu ortak algılama, aynı sessizliğin artan yoğunluğuyla kendini belli eder.”  (Peter Brook, “Does Nothing Come from Nothing?”, Bulletin Interactif du Centre International de Recherches et Etudes Transdisciplinaires, n.15, Mai 2000. )

Bu atölyeden sonra deneyimlediklerimi yazdığım yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum :

Dans geçmişinden geldiğimden bedenin fiziksel kapasitesi hakkında belirli bir bilgiye sahiptim, ancak bu kapasitenin ne şekilde, hangi doğrultuda , nasıl bir niyetle eyleme konulacağı konusunda bu atölye çalışmasından çok yararlandığımı düşünüyorum. Beni eyleme geçiren etkenleri gözümle görmeye – gözümde canlandırdığım şeylerin bedenimi etkilemeye başladığını gözlemledim.  Boş bakan gözlerim zamanla fiziksel eylemin niyetini ve sebebini anladıkça daha çok parlamaya başladı.

Teknik  anlamda yaptığımız beden egzersizleri ileriki dönemlerde bana yardımcı olacak birer klavuz ve beden/oyunculuk koordinatları oldular. Bu teknikleri bilinçle özellikle not ettim. ( Ağ atma, siste ilerleme, 9 hareket, itme-çekme, dalgalanma, sopa tutma, travelling, çiçek açma, 5 Gamlı gerilim, 7 aşamalı gerilim bedensel varoluş).

Bazı eylemeleri mimlemek (testere, boya yapma, cam silme) tüm bedenin o eylemin yapılmasında rol oynaması , her hücrenin harekete geçmesini gerektiriyordu.Bir kayaya tırmanmak , o kayayı görmek , o kayanın bedende yaptığı etkiyi gösterebilmek, tepkiyi icraa etmeyi gerektiriyordu. O kayayı kavramadaki her dokunuştaki detay ( sabit noktalar) , o kayayı kendime hangi kuvvetle çektiğim, hangi yoğunlukta nasıl direnç gösterdiğim, kolumun gerginliği, bedenimdeki tüm hücrelerin buna dahil olmasını gerektiriyordu.

Aynı şey denizde – su direncine karşı , kumda yürürken kumun direncine veya kum fırtınasında rüzgara karşı gösterilen dirençte de vardı,  ve her birinde farklıydı.

Atölye çalışmasının ilk gününde tüm renkler daha farklı görünmeye başlamıştı gözüme. Nötr maske bedenin en nötr halini araştırıyordu:  Aynı zamanda onu nasıl seyirci için görünür kılabileceğimizdi çözmemiz ve deneyimlememiz gereken problem. Uzamları görünür kılmak en zor olanıydı benim için, nasıl bir ormanı görebilirdim, nasıl  bir ağaç dalının arkasındaki şeyi gördüğümü hissettirebilirdim.

Gündelik hayattaki hareketleri nasıl bir sadelikte, doğallıkta , aynı zamanda nasıl bir göstergesel fiziksel eylemle yaptığımıza dikkat etmeye başladım. Nötr bir beden nasıl uyanırdı? Nasıl bir dağdan aşağı bakardı, nasıl bir dağ gibi bakabilirdi ? Nasıl su gibi durabilirdi , nasıl bir ağaç gibi konuşabilirdi? 5 Elementin( hava, su, toprak, ağaç, ateş) bedenselleşmiş halini deneyimlemek, farklı beden kalitelerini oynamak, fırtınayı , felaketleri deneyimlemek en zevk aldığım bölümlerdi.

Atölyenin son gününde hayal gücümün benden (aklımdan) daha ileride olabileceğini, bedenimle fiziksel eyleme girebileceğini gördüm. ( bir ovada deprem esnasında toprağın yarılmasını  görüp, deneyimleyip oynayabildim.) Atölye bittikten sonraki hafta sonunda bir deniz kıyısına gitme ihtiyacı hissettim özellikle yeniden kuma nasıl bastığımı deneyimlemek için. Denize attığım bir taş gibi hale hale etkisi büyümeye devam etti atölyenin. Her dokunuş değişti, yere basış, kumda ve taşta yürüyüş daha duyarlı, farklıydı benim için. Teşekkürler.

Gonca Gümüşayak,  Ocak 2014

goncagumusayak@gmail.com

http://goncagumusayak.wordpress.com

Daha fazla bilgi için:

http://kumbaraci50.com/sessizlikte-beden-ve-notr-maske-workshop/

Bir sonraki Atölye çalışması:

Clout Theatre Company ile Bufon ce Grotesk Atölyesi

http://kumbaraci50.com/clout-theatre-company-ile-bufon-ve-grotesk-atolyesi/

grotesk bufon beden atolyesi

Bufonlar, Jacques Lecoq pedagojisinin önemli ayağını oluşturur.  Jacques Lecoq’un “hiçbir şeye inanmamak ve her şeyle dalga geçmek” üzerine yapmış olduğu araştırmaların sonucu ortaya çıkmış olan bufonlar aynı zamanda trajik olana da dokunurlar. Yeraltındaki tanrıların yanından ya da gizemli alanlardan gelen bufonlar her çeşit parodiyi kullanarak sahnede kutsal yeni bir boyut yaratırlar. Dünyayı olduğu gibi karikatürize ederler, hiyerarşilerin ya da iktidarın grotesk boyutunu ortaya çıkarırlar.

Oyuncu kendine başka bir beden, kocaman, obez bufonesk bir beden yaratır. Bu bedensel dönüşümle yani yeniden icat edilmiş yapay bedenin içinde kendini daha özgür hisseder. Kendi bedeniyle hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceği şeyleri yapmaya cüret eder. Bedenin tamamı bu anlamda maskeye dönüşür.

İçerik: -Taklit, alay ve beden -Bufon bedeni -Bufon ailesi , -Bufon’un zevkleri , -Bufon metni: alay ve metafizik , -Bufon cenazesi doğaçlaması

İnterdisipliner Beden Atölyesi

Originally posted on Aytül Hasaltun:

Safir’de İnterdisipliner Beden Atölyesi/ Yaratıcı Ben

19 Şubat 2014 Çarşamba 19:00-22:00 Başlıyor

Detaylar için

 

View original

Aside

Marsilya’dan sonra Viyana,

Haziran ayında Gezi Parkı’nda alevlenen Direnişin Diriliş’e dönüştüğü enerjiden çok etkilenen Gonca  gittiği yerlerde bu enerjiyi sanatsal çerçevelerde paylaşmaya devam etti.

http://www.zenithonline.de/deutsch/gesellschaft//artikel/tuerkei-du-bist-so-schoen-wenn-du-wuetend-bist-003709/

Image

1. Temmuz ayının ilk haftasında ( 1-6 Temmuz 2013)  Avusturya’nın Leibnitz kentinde, Retzhof Kalesi ev sahipliğinde, Sergei Ostrenko ile birlikte Fiziksel Tiyatro, Performans Sanatları Laboraturına katıldı. Bu Atölye çalışması boyunca sabahın erken saatlerinde Thai-Chi Chi-qung , ardından Meyerhold Biomechanics Tekniği , Tiyatral Gestus ve Fiziksel Aksiyon Hareket üzerine çalışmalarda bulundu.

20 kişilik uluslararası ekipte Rusya, Çin, Japonya, Amerika, Litvenya, Portekiz, Meksika’dan katılımcılar yer alırken Gonca’da Türkiye’den katılıyordu. Etkinlik dili Rusça ve İngilizceydi. Gonca bu süreç içinde öğrendiklerini ve etkilendiği temaları şu şekilde özetliyor:

“Dans ederken aslında her zaman tiyatro içindeymişim tüm hareketlerimin artık bir anlamı var biliyorum . Hareket ederken içimdeki altmetini ( subtext) % 300 duyup, dışarıya gözlerimden çıkan ateşle yansıtmayı öğrendim. Bir grup tablosu içindeki bir renk olmayı , çok sesli bir koroda bir nota olmayı deneyimledim.” (altmetnim bir sefer Gezi parkiydı belki) metinde Antigone’yi oynuyorduk, metnin tüm sözlerini bilmiyordum ama anlamını biliyordum , onurumuz için yaşıyorduk, ya da bu yolda ölmek onurluydu. “

Bu atölyeye başlarkenki soruklarımdan biri şuydu: How to combine text with movement? Metni hareketle nasıl ilişkilendirebilirim?

Bu soruya pek çok yanıt buldum bu süreç boyunca…

Onlardan biri: iç metin hareketi doğal olarak doğuruyordu… içeride ne demek istediğin , bir amacın seni harekete doğru zaten yönlendiriyordu.

Ya da

Meyerholdun dediği gibi:

“He first stammped his foot and he became angrey,”

“önce ayağını yere vurdu ve sonra sinirlendi. “ Yani aksiyon , hareketi yaptığında, formu verdiğinde, anlam ve duygu arkasından geliyordu.

Hareketi egzersiz etme anlamı da ardından üretebiliyordu .

“Geri dönerken kendi çevrem ve öğrencilerimle paylaşabilieceğim çok etkin yöntem ve araçlar edindiğimi de düşünüyorum . Ostrenko ve tüm uluslarası arkadaşlara teşekkür ediyorum. “

Bu etkinlikle ilgili daha fazla bilgiye ve fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

http://www.iugte.com/projects/russiantheatretradition

https://picasaweb.google.com/106260149236944790180/OstrenkoPerformingArtsLabJuly162013Austria

Bu bir hafta boyunca  Gonca orda tanıştığı uluslararası arkadaşlarıyla – TREE Projesini başlattı : REBIRTH OFF THE TREE- bir Ağaçtan yeniden doğumu simgeleyen çalışmalar gerçekleştirdiler.

TREE PROJECT ”  in 2013 JULY- AUGUST 

Image

2. Daha sonra Temmuz ayı boyunca Gonca Viyana’da Impulstanz Festivaline katıldı. Bu festivalde hem Araştırma ve Uygulama Projelerinde yer aldı hem atölye çalışmalarına katıldı. Hem üretti sergiledi, hem izledi ve izlenimlerini aktardı.

15-25 Temmuz BuAraştırma Projelrinden biri: Magdelena Chowaniec ve Valerie Oberleithner  ile birlikte : Koreograflar Venture’ı idi.  Projenin adı: In Search For WE  (Çağdaş Dansta, Sanatta BİZİ ARAŞTIRMAK).Sanat çevreleri içinde yeniden bir BİZ bulunabilir mi bunu araştırdılar.  Bu çalışmanın Manifestosu Viyana’nın çşitli kamusal alanlarında araştırıldı , deneyimlendi ve sonuçları paylaşıldı.

MANIFESTO IN A SEARCH FOR WE

Move
Away from bureaucratic art
Never towards conformism
Imagine conflict-based collaborations
Fuck individualization in the performing arts
Endanger authorities
Search for social courage
Talk openly
Own little

Inhabit savaged zones of experimentation
Necessity be your motivation

Against the capitalistic void

Start gathering
Enjoy being one of millions
Act together and alone
Reclaiming old strategies
Come back to your audience
Hold together onto immaterial dreams

For new ways of protest
Open the circles of dependence
Risk and be courageous

Western fight for w
E

Image

3. Ardından 27-28 Temmuz’da  IDOCDE –  Uluslararas Çağdaş Dans Eğitimi Belgeleme Sempozyumu’na katıldı.

Burada eski yeni uluslarası eğitmenleriyle yeniden görüşme ve paylaşma fırsatı buldu. Eğitmenlerin nasıl  birbirlerini paylaşımları aracılığıyla besleyebilecekleri konusunda kapsamlı bir bilgiye ulaşma şansı buldu. Paylaşımlardan öğrendi ve bunları aktarmanın yollarını keşfetti.  Daha fazla bilgi için: www.idocde.net

“The Return International Documentation of Contemporary Dance Education  ayrıntılı bilgi: www.idocde.net

Image

4. Viyana’da bulunduğu son haftasında da . 29 July -2 August Jeromé Bel &Trajal Harrell  ile birlikte çalışmaya başladı. Araştırma Projesinin adı : Performance Research Hell , idi . Jeromé Bel &Trajal Harrell Çağdaş Dans camiasında .çok önemli 2 koreograflar oldukları ve onların çalışma tekniklerine tanık olmak istediği için onlarla çalışmak istedi.

Ancak bir eleştiride bulunmak gerekiyor ki , iki koreograf da 65 kişilik sanatçı dansçı grubuyla birlikte nasıl bir çalışma tekniği geliştireceklerine önceden karar vermemişlerdi, ve her ikisinin de sanat görüşleri farklı olduğu için araştırma belirsiz bir süreç içinde katlımcıların insiyatifleri ile ilerledi. Güven ortamı pek bir sonra oluşabildi belki de. Bu da bir eleştiri olarak bulunmalıdır ki Impulstanz Festivali içierisinde bu şekilde sadece isim olarak yaklaşılan ama içerisinin belirsiz olduğu, içi boşaltılmış pek çok projeyle karşılaşma ihtimali var. Atölye Seçimlerini araştırarak , kişilerin ihtiyaçlarına göre vermeleri tercihlerini kolaylaştıracaktır Ki Impulstanz, Workshopunuzun ilk gününde size bu hakkı tanıyor, workshopun size uygun olmadığını düşünüyorsanız, başka bir workshop O haftanın ikinci günü için başvurabiliyorsunuz , yer varsa Kabul ediliyorsunuz.

Bu imkan dahilinde Son haftasında

29 Temmuz- 2 Agustos Tarihlerinde Keith Hennessy ile Performing Queer – Atolyesinde birlikte üretme deneme şansı buldu. Burada Queer, Abduction , ( Toplumsal Cinsiyet, Toplumda Dışlanma, Sınırlar, Ve Sınır Bölgelerinin genişlemesi Konuları üzerinde hem terorik hem de Performatif Pratiklerde bulundu.

Impulstanz Festivalinde En keyif aldığı proje olark tarifliyor Gonca Bu Atolye çalışmasını “ Bilmediğim alanlar konusunda ufkumun genişlemesine yardımcı oldu” diyor.

Festival etkinlikleri yanısıra Gonca Viyana’da bulunduğu dönem içerisinde –

Kunst Für Widerstand  “ Direniş için Sanat” ekibi ile tanışma fırsatı buldu.

Sanatçı dostları ile bilrlikte “ Liquid Politic” kavramı üzerine yoğunlaşıp sanatsal üretimlere başladılar. Kollektif olarak kostüm, sahne tasarımı, grafik tasarımı, müzik, metin ve performans üretimine doğru yöneldiler. Kunst für Widerstand

Bu sanatsal paylaşımın ürünleri – 3 Ağustos 2013’te iki farklı Kamusal alanda sergilendi.

3 Ağustos 2013, 19.00 – Heldenplatz, Vienna

4 Ağustos 2013, 00.30 – Burgtheater ,Vienna

LIQUID POLITIC

Yaşamımızı belirleyen dijital kodlar büyük bir hızla akıyorlar: 1, 0, 1, 1, 0, 1, 0, 0, 0… Köpüksü ama yıkıcı bir akış bu… Sınır da, sorumluluk da taşımıyor.

Benzer şekilde likit politikanın her koşula uyum sağlayan daimi ters-yüzü bizlerin gerçeklik algısını da sürekli tersyüz etmek üzerine kurulu. Felaketin tam ortasında kıyametin imajını bile pazarlayabiliyorlar bize. Kaçış yok, çıkış yok diye dikte ediyor çünkü.

Peki gerçekten de öyle mi? “Çıkış Yok” mu? Likit politikanın bulaşıcı epileptik hezeyanlarından kurtuluş yok mu? Gerçek bir titreme hala mümkün mü?
Liquid Politik – Bir dans ve ses performansı
************************************************************************
The digital codes which define our lives stream with a huge speed: 1, 0, 1, 1, 0, 1, 0, 0, 0… It’s a foamy yet destructive stream without limits or liability.

Similarly, the ever-twisted face of liquid politics constantly aims to undermine our perception of reality. Even in the midst of a crisis they try to sell us something: A figuration of the doomsday. ’Coz we are permanently dictated that there is no way out of it.

But is that true? Is there really no way out? Is there no remedy for the contagious, epileptic attitude of liquid politics? Is a genuine trembling still possible?
Liquid Politik – A dance/sound performance
***********************************************************************

Kısacası Gonca 1 ay içinde sanatsal olarak çok verimli bir dönem geçirdi ,hem yeni karşılaşmalar geçekleşti hem de karşılaşmalardan verimli sanat eserleri ve arkadaşlıklar ortaya çıktı. Devamı geleceği çok açık… Bu daha başlangıç…

üretmeye devam , Eylül’de sizlerle…

BİR SONRAKİ GÖSTERİM İSTANBUL’DA gerçekleşecek

18 Eylül 2013 , Çarşamba , saat 20.30 , Abbasağa Parkı

https://www.facebook.com/YapiSanat

Cihannüma Mah., Çömezler Sok. No 16 – Beşiktaş (Abbasağa Parkı üst girişi- Yapısanat

Image

Mayıs’ta Marsilya’da

Masilya 2013 Kültür Başkenti etkinlikleri için Mayıs ayında İci-meme ekibi tarafından organize edilmiş bir ay süren bir grup etkinlik kapsamında Estonya, Filistin, Fas, Türkiye’den davet edilmiş Uluslararası grubun içerisindeydik.( Gözde ile birlikte). 30 kişilik büyük bir ici-meme ailesi içinde

2010 yılında İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz “ İstanbul’u Dinliyorum gözlerim kapalı- Şehir Sesleri Konserleri”ne benzer “ gözler kapalı etkinlikleri Bu sefer Marsilya şehrinin stratejik olarak toplanma ve dağılma noktalarına yönlendirilmişti.

Bunun için Masilya’nın özel alanları seçilmişti: 1.Gare de Saint Charles- tren istasyonu, 2.Büyük Posta ofisi Long Courier, 3. Silolar- Denizcilik LimanıCognes Payes” SILO  /DOCKS. 4.The Marmara Yürüyüşü ise İstanbul’dan esinlenmişti: Şehir içindeki Marmara büfesinde başlıyor, Marsilya deniz kıyılarında bitiyordu. Tüm bu farklı yolculuklarda katılımcıları ve bizleri çok farklı deneyimler, algı değişimleri bekliyordu.

Benim yaşadığım ben büyük deneyim: Herşeyin bir yaratım ürünü olabileceğini deneyimlemekti. Karşılaştığımız her gerçek bir yaratımın/tasarının ürünü olabilirdi. Gerçeklik algım kırıldı, dönüştü.

Ayrıca Le Merlan tiyatrosunun etkinliğe ev sahipliği yaptığı , “Foundouk”- bir çeşit Kervansaray’a dönüştürülmüş sanatçı ve yolcu eviydi.Image Kayıp Çocuklar Şehri burası olabilirdi, kayıp rüyalar tüyatrosu.  Le Merlan tiyatrosu çevresinde de 4 farklı yürüyüş daha düzenlenmişti: 1. Las Vegas: karmaşık süpermarket alanından, sakin bir uykuya yolculuk. 2. Gencive ( et ve tırnak arasındaki detaylara benzer) tiyatro çevresinde yürüyüş. 3. Trans-palettes : Meyve Sebze Hali. (sabaha karşı 6) Foundouk ranza malzemelerinin toplandığı yer.  4. Büyük gece Yürüyüşü: Opera Turu.

Opera Turu akşam 7den sabah 7 ye kadar süren , gece boyunca farklı coğrafi tarlalarda devam eden bir Survival/ hayatta kalma yürüyüşü. ( merak etmeyin bu yürüyüşün tamamı gözler açık yapılıyor, fenerlere de ihtiyaç var.)Ben bu yürüyüşlerin birinde gerçekten kayboldum, karanlığın ortasında tanımadığım bir yerde, telefonun olmadığı bir tepenin başında. Çok gerçek bir deneyimdi. İnsanlığımın temellerini hissettim. Aslında tek ihtiyacımız olan güdü hayatta kalmaktı.

İci-meme bu deneyimler için çok teşekkür ediyorum. İci-meme’i ayrıca ana akım sanatın aksine deneyimsel sanata alan ve zaman açtıkları için kutluyorum.   Türkiye’ye döndüğümde kendimi algıları açısından çok açılmış, gerçeklik algısı dönüşüme uğramış ve hayatta kalma pratikleri konusunda deneyim kazanmış hissettim. Ve bu deneyimi çevremle paylaşmaya devam ettim gerek öğrencilerim gerek arkadaşlarım, gerekse Gezi pratikleri olsun… algıları ile açılmaya , paylaşmaya ve hayatta kalmaya devam…

Saygılarımla

#direnkadın, for ‘Lady in Red’ – ‘kırmızılı kadın’

IMG_9725” Liquid Politic” photo by Özgür Cizgi, 3 August 2013, Heldenplatz, Vienna, image: Gonca Gümüşayak.

“Liquid Politc” Kunst Für Widerstand – dans gösterisinden bir kare  Özgür Cizgi tarafından çekildi.” Kırmızılı Kadın”dan ilham aldı.

Taksim Gezi Parkı’nda olayların başladığı ilk gün, Reuters muhabiri Osman Orsal’ın çektiği ‘kırmızılı kadın’ fotoğrafı, simge haline gelmişti. Fotoğrafa konu olan mutevazi güzel kadın benim de  ODTÜ Çağdaş Dans Topluluğu’ndan pek sevgili arkadaşım Ceyda Sungur.

kırmizili kadın

http://www.tnthaber.net/kirmizi-giysili-kadinin-devami-2/

Bugün bu simge hala geçerliliğini taşıyor. Hem uyanan bir toplumun diriliş sembolü, hem özgürlüğü temsil ediyor bu süreç içinde.

Günümüzde hala Türkiye’de devam etmekte olan “Kadına yönelik şiddet suçları” mevcut…

Bugün hala İzmir’de bir baba kızını okula göndermeyebiliyor. Sebep olarak; “çevre kötü” diyebiliyor. Ne diller döküyoruz, “kızın okusun, eğitim alsın mesleğinin başına geçsin” diyoruz… yok dinletemiyoruz.

Bir gün sonra İstanbul’a geliyorum. En yakın arkadaşlarımdan biri taciz, ve tecavüzle karşı karşıya… Karakollar, Savcılıklar, Hukuk büroları araştırıyoruz hakkımızı nasıl savunuruz diye. Kadına Yönelik Şiddet Suçları bürosu var. Sanırsınız burda kadına yardım değil , şiddet uygulanıyor, Psikolojik şiddet. Sensin bunun sorumlusu der gibi…

Eğer bir yerlerde bir adalet varsa onu aramak için yoldayız, ışığınız yolumuzu aydınlatsın…Dostlar

“Kadınların Katılmadığı bir mücadele başarıya ulaşamaz” Maksim Gorki.

diren Kadın, diren güzel toplum… Uyan…

Liquid Politic

liquid politic3rd of August 2013 , 19.00 at  Heldenplatz in Vienna with Künst für WiderstandSound and Movement performance https://www.facebook.com/events/221422858007556/

Yaşamımızı belirleyen dijital kodlar büyük bir hızla akıyorlar: 1, 0, 1, 1, 0, 1, 0, 0, 0… Köpüksü ama yıkıcı bir akış bu… Sınır da, sorumluluk da taşımıyor.Benzer şekilde likit politikanın her koşula uyum sağlayan daimi ters-yüzü bizlerin gerçeklik algısını da sürekli tersyüz etmek üzerine kurulu. Felaketin tam ortasında kıyametin imajını bile pazarlayabiliyorlar bize. Kaçış yok, çıkış yok diye dikte ediyor çünkü.

Peki gerçekten de öyle mi? “Çıkış Yok” mu? Likit politikanın bulaşıcı epileptik hezeyanlarından kurtuluş yok mu? Gerçek bir titreme hala mümkün mü?
Liquid Politik – Bir dans ve ses performansı
************************************************************************
The digital codes which define our lives stream with a huge speed: 1, 0, 1, 1, 0, 1, 0, 0, 0… It’s a foamy yet destructive stream without limits or liability.

Similarly, the ever-twisted face of liquid politics constantly aims to undermine our perception of reality. Even in the midst of a crisis they try to sell us something: A figuration of the doomsday. ’Coz we are permanently dictated that there is no way out of it.

But is that true? Is there really no way out? Is there no remedy for the contagious, epileptic attitude of liquid politics? Is a genuine trembling still possible?
Liquid Politik – A dance/sound performance
***********************************************************************
Die digitalen Daten, die unsere Leben bestimmen, strömen mit grosser Geschwindigkeit um uns herum: 1, 0, 1, 1, 0, 1, 0, 0, 0… Es ist ein luftiger und dennoch zerstörerischer Strom ohne Limits und ohne Verantwortung.

Ähnlicherweise versucht das andauernd verdrehte Gesicht der liquiden Politik, unsere Wirklichkeitswahrnehmung permanent zu untergraben. Selbst inmitten einer Krise versuchen die da, uns das Bild des jüngsten Tages zu vermarkten. Uns wird ständig diktiert, es gäbe keinen Ausweg.

Stimmt das aber wirklich? Gibt es ihn wirklich nicht, den Ausweg?!? Gibt es keine Rettung vor den ansteckenden, epileptischen Anfällen des liquiden Politik? Ist ein echtes Schaudern noch möglich?
Liquid Politik – Ein Tanz- und Soundperformance

This slideshow requires JavaScript.

Gonca Gümüşayak Performance Planet

2013

IMG_9725

Gonca’nın gelecek projelerinden haberdar olmak için Agenda linkini takip ediniz.Gonca Gümüşayak organizing an international project dedicated to” GEZİ PARK”  , the “TREE PROJECT ”  in 2013 JULY- AUGUST https://www.facebook.com/ggumusayak/media_set?set=a.10151527922398741.1073741829.706833740&type=3

This slideshow requires JavaScript.

ALL THE TREES OF THE WORLD UNITE! HUG THE TREE HUG THE WORLD ! It is an international project dedicated to rebirth of the peace in world!

“The TREE Project” made by 20 international artists who met in Austria to support the Turkish Revolution which started at Taksim Gezi Park from one tree to whole rights of humanity and nature …Freedom, Equality, Fraternity… Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik… For peace in the world

Last weeks 1-6 July 2013 at Retzhof Castle She was part of International Performing Arts Lab with  Sergei Ostrenko

Photos from Performing Arts Lab

2011

Gonca’nın videolarına ulasmak için Media-> Videos linkini takip ediniz.

Gonca Hayranlarıyla  bu sayfada buluşuyor: http://www.facebook.com/officialgoncagumusayak

“Carmen in Repetition”

Carmen’i Tekrarlamak mı Yoksa..?

Performans: Gonca Gümüşayak

Müzik: Georges Bizet

Müzik Montaj: İlkay Talu

Kostüm: DeModa

Fotoğraf: Emine Yerce, Yerce Art

Teşekkürler: MSGSÜ Modern Dans ASD, Prof. Aydın Teker,Onur Tenel, TAL Bu performans, Yüksek Lisans Kompozisyon dersinin ışığında klasik bir bale eserinin tekrarlanmasında küçük değişimlerden faydalanarak nereye doğru gidebileceği konusunda bir deneyi ele almaktadır. Bale, opera ve günümüz performans deneyimlerine yeniden bakışı ele alırken yeni(den) üretimle şimdiki zamana sunmayı, sizlerle göz göze getirmeyi amaçlamaktadır.Şu anda elmizde örnek olarak “Carmen” adımları, Bizet’in müziği ve Gonca Gümüşayak yorumu yer almaktadır.

8 Nisan 2011 20.30 , KargART 7.Performans Günleri, Karga Bar Kadife sk, Kadıkoy , İstanbul

29 Nisan 2011, Dünya Dans Günü Kutlamaları, 19.00 , Maya Sahnesi, Halep Pasajı ,Beyoglu İstanbul

Performance Planet

GÖLGELİ MASALLAR

2 Ekim 2010 Cumartesi saat 21.00′de Galata Kuledibi Meydanı‘nda   6. Görünürlük Projesi‘nde

This is a planet, a world that you can find the different disciplines of performing arts together (dance, video, music, film, image, theater, clowning…)and the interaction with all of these art disciplines. Interaction with the self and the audience… improvisation of them all. Desire and imagination is the unique feature of this planet. It is a place for creation and production. It is a world of wonders… how you wanna imagine… You can create your own dreams, your own planet here. We can travel through different planets with different projects, with different people… Travel trough minds, trough people, through performing arts… Travel through Performance  Planet…

Performance Planet 2010 yılında İstanbulda kurulmuş bir performans sanatları ekibidir. Müzik, dans, performans,tiyatro, etkilşimli video, sirk sanatlarının birbiryle olan etkileşiminden ilham alır, an içinde doğaçlama üzerinde yoğunlaşır. Ekip üyeleri ilk kez 2009 Ekim ayında 5. Galata Görünürlük Projesin’de Gonca Gümüşayak’ın kavramsal tasarımını yaptığı “Hayali ve Suret’leri “etkilşimli bir gölge oyunu projesinde bir araya gelmişlerdir.Oyunun etkileşimli video tasarımı Ahmet Güzererler’e, etkileşimli müzik üretimi Duygu Demir (çello) ve Şebnem Poryalı’ya( flüt) aittir. Ardından 13. Uluslarası İstanbul Kukla Festivali ‘nde “Performance Planet “ ekibi olarak Hayali ve Sureti “ gölge olmak eseriyle  2010 Mayıs ayında garajistanbulda sahne almışlardır.

http://goncagumusayak.wordpress.com